Ben kimim? -Ben buyum böyleyim!
Ben kimim? Beni ve yazdıklarımı daha iyi anlayabilmeniz için bugün biraz kendimi tanıtmak istiyorum sizlere. -Bendeki bu anlaşılma ihtiyacı...- Belki ilk yazım bu olmalıydı ama geç olsun güç olmasın. :) 29 yaşındayım. -30 yokum ama 29 varım.-🥲
Yirmi yıldır Wilson hastalığı denilen bir hastalıkla beraber yaşıyoruz. Bazen yaşamaya çalışıyoruz. "Nedir bu Wilson hastalığı?" derseniz: Karaciğerde bakır birikmesine bağlı genetik bir hastalık. Karaciğerimde bakır miktarı çok biriktiği için ilaç kullanmamla birlikte bakır tüm vücuduma yayıldı ve bu durumdan beynim ciddi oranda etkilendi. -Zaten hastalığın teşhis edilmesi de epey uzun sürmüştü.- Yavaş yavaş konuşma yetimi, kas gücümü kaybettim... Bazı organlarımın şekli değişti. İstemsiz hareketlerim ve kasılmalarım başladı. -Bazen eski bir resmimi gördüğümde gözlerim doluyor.- 9 yaşında bir çocuk için sahip olduğu yetilerini yavaş yavaş kaybetmek ne kadar zor tahmin edemezsiniz.- Tabii doktorlar ailemi fiziksel ve psikolojik destek almak konusunda bilinçlendirmediği için süreç çok daha zor oldu.- Şu an 9 yaşındaki kendime kocaman sarılmak isterdim. - Çünkü insan her şeye alışıyor, alışmak zorunda. Ailem bu süreçte hep benim yanımdaydı. Zaman zaman bazı konularda sürtüşmeler yaşasak da nice aileler çocukları bu duruma geldiğinde bir köşeye atıyorlar. O yüzden kesinlikle ailem benim bu hayattaki en büyük şansım.❤
Eğitimim için ellerinden geleni yaptılar. İlk ve ortaokulu evde eğitim alarak tamamladım. Çok da başarılı bir öğrenciydim. Liseye Ankara'nın köklü liselerinden birini kazanarak örgün olarak devam ettim. Lise süreci biraz daha yorucu ve zorluydu. Üniversite için liseden sonra bir yıl daha çalıştım. Çok iyi bir puan almamıştım ama okumak da istiyordum. Ve üniversitenin o koşturmacasına dayanabilir miydim? Emin değildim. Bu yüzden o zamanlar yeni yeni yaygınlaşan uzaktan eğitim programlarını yazdım tercih listeme. Ankara Üniversitesi Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik bölümünü kazandım. Ve birincilikle bitirdim. Okulu bitirdiğim yıl hem e KPSS'ye hem DGS'ye hazırlandım. Elhamdüllillah atandım ve DGS ile açık öğretimden lisans tamamlama yaptım. Sonrasında açık öğretimden birkaç bölüm daha okudum. Bütün bunlar benim ve ailem için hiç kolay değildi. Ama insanlar genel olarak çok kolay şekilde bu noktaya gelmişim gibi davrandılar…
Mesela çoğu şeyi yavaş yapmak, yavaş yemek, yavaş yürümek… Asla topuklu ayakkabı giyemeyecek olmak… Topuklu ayakkabıyı bırak spor ayakkabı dışında hiçbir ayakkabıyı giyemiyorum… -Ayakların var ya şükretsene be kızım, topuklu ayakkabı giymeyiver sen de(!)- Çok beğendiğin o elbiseyi sırf hareket etmekte zorlandığın için giyememek… Belki asla gelinlik giyemeyecek olmak... Üstüne bir şey dökülür korkusuyla açık renkli kıyafetlerden uzak durmak… Tek başına uzak bir yere gidememek… En sevdiğin yazarın imza gününe mesela... Tek başına toplu taşıma aracı kullanamamak… (Aslında bu konuda bir deneme yapmak istiyorum. Son zamanlarda yapmayı hayal dahi edemediğim şeyleri yapmaya başladım. Biraz cesaret gerekiyor.) Olur olmadık bir yerde salyanın akması... Bazı özel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamamak… -İnanın bir gün bu hayatta tek başıma kalırsam ne olacak diye düşünüyorum bazen. Allah büyük tabii-
Mesela sözlü bir konuşma esnasında bir konu hakkında fikrini söyleyecekken konun değişmesi… Yani her şeye biraz geç kalmak… Çok çok yorulmak, çoğu şey için ekstra çaba harcamak…
Tabii ailem için de kolay bir süreç değil bu. Çoğu şeyi benim rahat edebilmem için ayarlamak zorundalar. :( - benim yokluğumda ellerinin ayaklarına dolandığı konular oluyor elbet onların da- Bazen kardeşlerine yeterince abla olamamak, bazen yeterince evlat olamamak… zaman zaman yetersiz ve eksik hissetmek…
Elbette ki her halimize bin şükür ama insan bazen bazı şeyler daha farklı olsaydı nasıl olurdu diye düşünmeden de edemiyor bazen… Yine de her daim Allah'ın büyüklüğüne ve kudretine sığınmaya çalışıyorum.
Duygusal olarak hassas biriyim. Birinin bir cümlesini günlerce düşünebiliyorum. Küçük şeylerden mutlu olup küçük şeylere üzülebiliyorum. -Keşke biraz gamsız olsaydım.- Bazen anlaşılmadığımı hissediyorum. Böyle zamanlarda yazmayı adet edindim. Sanki karşımdaki kişiyle konuşuyormuşum gibi yazıyorum hislerimi.
Yazmak ve okumak benim için birer terapi… Kitap almak tabii bir de… :) Bir sürü defterim var. Dua defterim, terapi defterim -içine hislerimi yazdığım defter-, okuduğum kitapları not ettiğim not defterim, okuma günlüğüm, ajandam, şükür defterim… -Kitaplarım ve defterlerim için ayrı bir oda gerek. :)-
![]() |
| Hayaldir mesela :) |
Yazmak, ruhumu dinlendirmek gibi… Yazdığımda yargılanmıyorum, kimse sözümü kesmiyor, kimsenin sözünü kesmiyorum, kimse konuşmamdan rahatsız değil, kimse beni anlamak için ekstra çaba sarf etmiyor … Yazmak bir noktada özgürlük benim için. Küçüklüğümden beri hep bir şeyler yazarım. Haa bir de “Azmin Kazandırdığı Zaferler” öyküm ile Anadolu Üniversitesi Uluslararası Engelsiz Sanat Yarışmaları Öykü Kategorisi’nde ödül kazanmışlığım da var. :)
Bir de bahsetmeden geçemeyeceğim bir husus var: En sevdiğim kitap serisi Sharon M. Draper’ın kaleme aldığı İçimdeki Müzik, İçimdeki Melodi, İçimdeki Hayal. Melodi’nin de söylediği gibi “Hepimizin engelleri var. Sizinki ne?” Belki dikkatinizi çekmiştir. Kendimi tanıtma yazımda ismimi söylemedim. Çünkü bir insan bir isimden çok daha fazlası... Bence her insan bir hikaye ve bir mücadeledir. Bu da benim hikayemden yalnızca bir parça. Bu blogda kimi zaman hayatımdan kesitler, kimi zaman kitaplarımdan kesitler paylaşacağım.
Hayvanlardan en çok kedileri, çiçeklerden en çok leylakları, mümkün olduğunca gezmeyi ve yemek yapmayı, fotoğraf çekmeyi, tefekkür etmeyi, gökyüzünü, doğayı ve kitap okumayı, insanların ruhuna dokunmayı çok seviyorum.
Oldukça uzun bir yazı oldu.-Tabii ki yazmak isteyip yazamadığım milyonlarca kelime duruyor zihnimde halen.- Buraya kadar okuduysanız hikâyeme eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. 🌸
Kapanış Şarkı Armağanı: Bing Videolar
(Bu yazıyı yazarken kafamda dönen şarkı... Ne alaka diye sormayın:)


Kendine hiçbir konuda haksızlık etme Nurr. Tanıdığım en güçlü insanlardan birisisin. Ki bunu dışarıdan pek çok şeyine de şahit olmamış biri olarak söylüyorsam ne kadar güçlü olduğunu var sen düşün.
YanıtlaSilKeşke mücadelemiz her zaman bu kadar zor olmak zorunda da olmasa. Ama bazen de bazı şeyler bizim elimizde olmuyor. Yine de elimizde olan tek bir şey var. Mücadele etmek...
Mümkün olduğunca düşmemek, düştüğünde de tüm engellere ve zorluklara rağmen dimdik ayağa kalkmak. Ne şanslısın ki çok güzel bir ailen var. Her zaman yanındalar. Hakları ödenmez. Ama şunu da unutma ki tüm bu mücadelende en güçlü olan, her türlü zorluğun üstesinden gelen de yine sensin.
Daha anlaşıldığımız bir dünya olması dileğiyle... Her şey gönlünce ve istediğin gibi olur inşallah.🍀
Ne yazsam eksik kalacak ama bu güzel yorumun için tüm kalbimle çok teşekkür ediyorum Mustafaaa🥹 yazdıklarını okurken hem duygulandım hem güç buldum. 🫶🏻 Çiçekli yarınlar bizimle olsunnn. 💐
SilTüm kalbimle çok çok aminnnnnn🫶🏻💐
Sil🌷🌷🌷
SilÖncelikle Hz. Allah'tan şifalar diliyorum. Herhangi bir hastalığımız olmasa da hayat bazen bizi yoruyor. Ben de mutlu bir çocukluk geçirmedim kendimce. Dışarıdan bakan birisi ne var diyebilir.
YanıtlaSilDuygusal olarak hassas biriyim. Birinin bir cümlesini günlerce düşünebiliyorum. "Küçük şeylerden mutlu olup küçük şeylere üzülebiliyorum. -Keşke biraz gamsız olsaydım." demişsiniz ya aynen ben de öyleyim. O sebepten etrafımda olan biten şeylerin çok etkisinde kalabiliyorum.
Neyse Allahu Teala bizi de böyle yaratmış. :)
Kendi hâlimizde mutlu muyuz? Evet. Öyleyse elhamdülillah.
Çok teşekkür ediyorum. Yazımda da belirttiğim gibi herkesin bir mücadelesi var. :( Kolaylıklar diliyorum ben de size.
SilAynı şeyleri hissettiğim insanların varlığını bilmek güzel.
“Her şeye sahip olan değil, sahip olduklarının kıymetini bilen mutludur." Elhamdüllillah.🌸
Acil şifalar diliyorum. Dilerim gün gelir yapmak istediklerini bir bir yaparsın. Ve burada, blogda da bizimle paylaşırsın :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ediyorum.🍀 elbette paylaşacağımmm. Yazılarımı okuyan yeni insanlar görmek çok güzel. 🥹
Sil