Değişen Takvim Yaprakları ve Gülümseyen Lavantalar
Temmuzun ilk gününden herkese merhabalar... 2026 yılının da yarısını devirdik. Bazen hiç bitmesin istediğimiz anlar çabucak geçti, bazen bitmek bilmeyen uzun sancılı geceler yaşadık. Ama sancılı geceler de geçti. Her hâl geçiyor çünkü. Bir takvim yaprağı daha değişti. Biraz daha eksildi ömrümüzden. Zaman nasıl bu kadar hızlı geçiyor anlamak mümkün değil.
Mesela geçen yıl bu zamanlar kedimiz Pekmez’in ilk kez yavrusu olmuştu: Tahin. İlk kez bir kedinin bebekliğini, ilk adımlarını, anneliğini bu kadar yakından gözlemleme şansım olmuştu. Tarifsiz bir his: ilk adımlara, ilk mama yiyişe, ilk düşüşlere şahit olmak…🥹 Ve şu an Tahin de anne… 🥹 Daha düne kadar kendisi bebekti sanki. Nasıl bu kadar çabuk büyüdü de bugün anneliğin sorumluluğunu taşıyor anlayamıyorum bazen. Bugün ansızın geldi, kucağıma oturdu. Kendisi her ne kadar anne de olsa o da sevgi ve ilgi istiyor. Her canlı gibi...😻 -Henüz Tahin’in bebekleriyle tanışma fırsatım olmadı. Hâlâ saklıyor onları ama çok merak ediyorum. Kaç taneler, hangi renkler, sağlıkları nasıl diye…-
Günler geçiyor kimi zaman iyi, kimi zaman kötü… Ama çoğu zaman hep bir koşturmacanın, bir hengamenin içinde sürükleniyoruz zamanın akışına karşı koyamadan. Zamanın bana öğrettiği en önemli şey ise her şeyin bir anda değişebileceği oldu… Bir zamanlar "dostum" dediğiniz kişi bir yabancıya dönüşebiliyor, hatta gün geliyor düşmanınız olabiliyor… Ya da geçen yıl hayatta olan bir yakınınız şu an öte alemlerde olabiliyor. -Öte aleme göç etmiş tüm yakınlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum.-
İnsanlar değişiyor, mevsimler değişiyor, tarihler değişiyor. Ama biz her daim ve her koşulda kendimizle kalıyoruz. Hiç kimse sizin üzüldüğünüz şeye sizin gibi üzülemiyor, hiç kimse ne hissettiğinizi, ne düşündüğünüzü tam anlamıyla bilemiyor… Sadece sizin anlatabildiğiniz kadarını anlayabildiği kadarıyla anlıyor. Herkes kendi yükünü taşıyor omuzlarında ve günün sonunda herkes kendisiyle baş başa kalıyor… Bu yüzden “Önce kendimiz, sonrası sonra.”
Not: Ben bu satırları yazarken yavru bir kedi -Pekmez'in bu yılki yavrusu- bahçede şarkı söylüyor, lavantalar gülümseyerek mis kokularını saçıyor... Radyoda Barış Manço'da Can Bedenden Çıkmayınca çalıyor. Şöyle diyor Barış abi "Unutma ki dünya fani..." Birileri dünyaya gözlerini kapatırken birileri açıyor...



Bugün bir kaç lavanta kopardım bahçeden. Fotoğrafını çekip bir yazı yazmalıyım diyorum. :)
YanıtlaSilBir dönem bahçeli evde oturduğumuzda kedi yavrularıyla ben de ilk defa haşır neşir olmuştum.
Yazınızı merakla bekliyorum. :)
SilO halde çok şanslısınız. :)
Pekmez'in bu yılki yavrusu- bahçede şarkı söylüyor. Hangi şarkıyı söylüyordu :) Radyoda Barış Manço'da Can Bedenden Çıkmayınca çalıyor. Efsane bir şarkıdır efsane:)
YanıtlaSilEmre Fel’den Merhabalar’ı söylüyordu. :)
SilDi mii? Eski şarkılar her zaman daha güzel.
Bebek kedisi olanlar ne şanslı insanlar:) yazının ritmi iyi hissettirdi:)
YanıtlaSilKesinlikle aynı şeyi düşünüyorum. :)
SilÇok teşekkür ederim. Yorumunuz için teşekkürler. 🌸
Şairin de dediği gibi, "Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe."
YanıtlaSilHayat böyle bir şey sanırım...
Bu arada bebiş kedileri yazılarında daha çok görmek dileğiyle.🫠
Ayrıca lavantalardan biraz spoiler yemiş olabilirim. Ama yine yeniden görmek güzel hissettiriyor.😊
Bu sözü çok severimm. 🍂💐
SilElbette inşallahhh. 🐈
Spolier yemek demeyelim de seçilmiş kişi olduğun için önceden görmüş oldun diyelimmm. 🫠
keyifle gülümseyerek okdum. çok hoş olumlu bir yazı. lavanta pekmez tahin ne hoşlar :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ediyorum. Sayfama hoş geldiniz.🪻
Sil🥹🫂🫶
YanıtlaSil