Geç Kalan- Tarık TUFAN

Geç Kalan, Tarık Tufan’ın 144 sayfalık romanı.
Roman ilk kez 18 Ekim 2021 tarihinde basılmış. Ben bu kitabı 10 Temmuz 2026 Perşembe günü evde yalnızken okuyup bitirdim. Birkaç saat sürdü. Tarık Tufan’dan okuduğum altıncı kitap oldu Geç Kalan. İlk okuduğum kitabı Kekeme Çocuklar Korosu’ydu.
Kitapta ismini bilmediğimiz başkahramanımızın Fürüzan’a olan aşkı anlatılıyor. Hatta buna aşk acısı demek daha doğru olur diye düşünüyorum. Ve bu acının arkasındaki nice acılar, kayboluşlar, karmaşalar… Başkahramanımız tüm bunlarla yazarak baş etmeye çalışıyor. Tıpkı benim gibi, bizim gibi… Zihni bulanık kahramanımızın. Psikiyatrik tedavi görüyor. Kitapta tedavisinden, geçmişinden, şimdiki zamanından izleri kesit kesit görüyoruz. Sıralı bir olay örgüsü yok.
Bence Tarık Tufan, kelimeleri ilmek ilmek örebilen bir yazar. Bu kitapta pek çok cümlenin altını çizdim. Birkaçını sizinle paylaşmak istiyorum.
“İnsan ömrü boyunca eksik parçalarının peşine düşüyor farkına varmadan; hayatın karşısında zayıf, endişeli, dalgın, biçare hâle düşüren yoksunluklarını tamamlamanın yolunu arıyor.” (Sayfa 113)
Sahiden de böyle değil mi? Neremiz eksikse oramız kanıyor ve orayı onarmak için didinip duruyoruz ömrümüz boyunca.
“Söyleyemediğin her şeyi yazıyorsun.” (Sayfa 26)
Ama bazen yazamıyorsun da...
“Tuhaf bir mutlulukla doldu içi; bir kalbi olduğundan değil, ona gerçekten dokunabilen birinin varlığından…
Birinin kalbine böylesine rikkatle dokunabilmek ancak derin acılara maruz kalanların maharetidir.” (Sayfa 18)
Bu, kitapta en çok yüreğime dokunan alıntı oldu. -İnşallah, bir gün kalbime kalbiyle dokunan birine denk gelmek de nasip olur. 🥹-
“İnsanın başına gelen en büyük musibet, kendi hikâyesine inancını yitirmesidir…” (Sayfa 123)

“Geçtiğin yollarda izin kalmadı.
İnsan, her şeye geç kalandır.” (Sayfa 24)
Sahiden insan her şeye geç kalan mıdır? Yoksa her şey tam vaktinde oluyor ama biz geç kaldığımızı mı düşünüyoruz? İnsan en çok da kendine mi geç kalıyor? Sahi nereye yetişmeye çalışıyoruz?
Bu kitabı benim için özel ve değerli kılan asıl şey ise canım dostum F. ile birlikte okumaktı. Çünkü birisiyle -özellikle sevdiğiniz birisiyle- aynı kitabı okuyup altını çizdiğiniz satırlar üzerine sohbet edebilmek benim için tarif edilemez bir mutluluk.
Tarık Tufan’ın, okuduğum kadarıyla, dram yüklü kitapları var. Ama yine de onu okumak bana keyif veriyor. İnsan, bir noktada yalnız olmadığını anlıyor.
Şu ana kadar okuduğum Tarık Tufan kitapları içinde beni en çok etkileyen ise Gece Açan Çiçekler oldu. Ağlaya ağlaya okuduğum, hatta okurken gözyaşlarıma engel olamadığım nadir kitaplardan biriydi. Onu da çiçek kalpli İ.'imle birlikte okumuştuk.-Hatta İ. ve K.'nin bana hediyesiydi bu kitap.-
Geç Kalan, bitirdikten sonra da etkisinden hemen çıkamadığım bir kitap oldu. İsimsiz başkahramanımız ve Füruzan şimdi ne yapıyordur, kim bilir?





Yorumlar 🌿

Yorum Yazmayı İptal Et
  1. Yazarın başkahramana bir isim vermemesi bence çok isteyerek yapılmış bir şey olabilir gibi geldi nedense. Hepimiz biraz biraz da olsa bu alıntılanan satırlarda kendimizi bulmuyor muyuz? Kimi zaman bazılarında kimi zaman da çok daha fazlasında. Ama her durumda bize dokunanların da olduğunu söylemek çok mümkün.😞​

    Ben de senin gibi en çok şu altınyı sevdim: "Birinin kalbine böylesine rikkatle dokunabilmek ancak derin acılara maruz kalanların maharetidir." Düşününce çok anlamlı ama dahası bunu hayatın az da olsa olan bazı anlarında yaşayarak, görerek ve hissederek çok daha iyi anlıyor insan.

    Yazara bir bakacağım umarım. Ayrıca bu güzel yazın için de çok teşekkürler.😇​

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evett bence de öyle kesinlikle...

      "Rikkat" kelime haznemize eklenen bir kelime oldu bu aradaa. İncelik, zerafet demekmiş.

      Yorumun için asıl ben çok teşekkür ederimmmm. :)

      Sil